21/09/2020

SARIYAR’IMIZDA GEÇMİŞE YOLCULUK

  • 23/06/2016

İlçenin iki kasabasından biri olan Sarıyar’da belediye teşkilatı 01 Aralık 1973’te kuruldu. Baraj yapımı öncesi ve sonrasında sebze yetiştiriciliği Sarıyar’ın önemli bir gelir kaynağı olmuştur. Sarıcakaya ilçesinden sonra yörede turfanda sebzeyi ilk çıkartan köyümüz Sarıyar’dır. Nallıhan’da en güzel turşuyu bu köyün kadınları kurar. Bugün tarımla daha çok yaşlı kuşaklar uğraşmaktadır. Gençler ise sanayide ve hizmet sektöründe çalışmaktadırlar. Baraj yapımından önceki yıllarda, köyün büküne ve Mihalıççık’a geçişi sağlayan köprüyü sel yıkınca, Sakarya Nehri “Gemi” denilen salla geçilmeye başlanmış ve bu durum baraj bendi bitene yani su kesilene kadar sürmüştür. Gemi, iki yakaya sağlamca çakılmış kazıklara bağlı halat üzerinde kayar, hayvan ve insan geçişini sağlardı.
Baraj yapımıyla başlayan sosyo-ekonomik gelişmeler köyü kasaba olma konumuna taşıdı. 1945’te Sarıyar Köyü 465 nüfuslu küçük bir köy iken, 1955’te barajın yapıldığı yıllarda köyde 4 699 kişi yaşamıştır. Bu da Nallıhan’ın o günkü nüfusunun üç katı bir rakam olmaktadır. 1983’te kasaba olan köyde 1990 nüfus sayımına göre 1 887 kişi, 1997 sayımına göre de 1 721 kişi yaşamaktadır. Kasabada ilkokulun yanı sıra ortaokul ve lise vardır. İlkokul 1928’de, ortaokul 1975’te, lise de 1980’de açılmıştır. Kasaba elektriğe Nallıhan’dan önce kavuşmuş, 1952’de baraj yapımının başlamasıyla köye elektrik verilmiştir.
Baraj yapımından önce bük, nehirden dolaplarla çıkartılan suyla sulanırdı. Baraj yapımından sonra gölden nehir yatağına bırakılan suyla, dolap yerlerine kurulan motorlar yardımıyla sulanmaya başladı. Bilhassa 1980’lerden sonra üreticinin biberleri ürün vermeden kurur. Çözüm kuyu sistemine geçmekte bulunur. Akar suyun uzağına açılan kuyular suları filtre ederek toplar. Toplanan bu sularla sulanan sebzelerden tekrar iyi ürün alınmaya başlanır.
Sarıyar köyünün ilk yerleşimi baraj yapılmadan önce Sakarya nehri kenarında bugünkü kayıkbaşı mevkiinde ve Gölbaşı tesislerinin bulunduğu yerde suların altındadır.Komşu köyleri ise Fasıl ,Sobucabük ,Sarılar gibi nehrin kenarına dizilmiş bulunan baraj yapımında sular altında kalan köylerdir. Eski Sarıyar’da evler kerpiçten yapılma ve damlar topraktandı.Eski Sarıyar mezarlığı bugünkü göl yolunda dedeler mezarlığı diye tabir edilen yerde idi. Bu alanın mezarlık olduğu , tepede bulunan ardıç ağaçlarının sağlam olarak ayakta kalmasından belli olmaktadır.Bu tepe hariç diğer komşu tepelerde ağaç şeklinde ardıç bulunmamaktadır.Mezarlıktaki ağaçlar gerek dini açıdan mezarlıklara saygı gösterilmesinden ve gerekse mezarlıktan kesilen ağaçlardan dolayı geceleri korkutulacağı ve bu alanlardan ağaç kesilmemesi gerektiği şeklindeki inanışın halkın arasında yaygın görüş olmasındandır. O bölgede oturan insanlara köyün bulunduğu yerin arkasında bulunan dik ve sarı kayalıklardan dolayı Sarıyarlı olarak adlandırmışlar daha sonra Sarıyar olarak dile yerleşmiştir.

SARIYAR HASAN POLATKAN BARAJI
Türkiye’nin ilk enerji santrallerindendir. Baraj, Ankara’nın 120 km kuzeybatısında, ilçe merkezinin 25 km güneydoğusundaki Sarıyar Kasabası civarında, Sakarya Nehri üzerinde kurulmuştur. İsmini bu kasabadan almıştır. Sakarya ırmağının Sarıyar köyü önlerinde önce batıdan kuzeye ve sonra yine batıya doğru bir kavisle yönünü değiştirdiği mevkiinde bu kavisin 1.5 km kadar gerisinde inşa edilmiştir.Sakarya Nehrine ait etütler EİEİ tarafından 1935 yılında, jeolojik etütler ise 1943 yılında başlamıştır. Ankara’ya 165 km uzaklıktaki barajın yol yapım çalışmalarına 1951 yılında başlanmış. Baraj yolları yoğun insan emeğiyle kazma kürekle yapılmıştır. Kaya dolgu olarak düşünülen baraj, sonradan teknik ve ekonomik nedenler yüzünden beton ağırlık barajına çevrilmiş. Yapımını yerli firma olarak Etibank üstlenmiş. 01 Mart 1953 yılında inşasına başlanan barajda, 1956 yılının Nisan ayında ilk su tutulmuş. 4 ünite olarak projelendirilen hidroelektrik santralinin temeli 03.10.1951’de atılmış 02 Aralık 1956’da ilk iki ünitesi 4×40 000 KW saatle hizmete girmiştir. Açılışa devrin Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes de gelmişlerdir.Diğer iki ünitesi de ikinci beş yıllık plan döneminde 1966 yılında işletmeye alınmıştır.
Baraj elektrik enerjisi üretimi dışında,barajdan Karadeniz’e kadar olan 360 km.lik ırmak vadisindeki yerleşim yerlerini ve tarım arazilerini su baskınlarından korumak amacını da gütmektedir. Bu düzenlemeye daha sonraki yıllarda yapıları Gökçekaya Barajı da katılmıştır. Sarıyar beton ağırlıklı barajının temel tabandan yüksekliği 108 m,taban genişliği 95 m,taban uzunluğu 60 m.dir. Üst seviyede platform genişliği 7 m, uzunluğu ise 257 m yi bulur.Barajın gövdesinin beton hacmi 560 000 m3 tür. Baraj da aşırı dolma halinde fazla suları dışarı atmak üzere onbir’er metre aralıkla 6 tane dolu savak yapılmıştır. Barajın gerisinde oluşmuş bulunan gölün yüzölçümü 83 km²’dir. Biriken suyun hacmi l 900 000 000 m3 ü bulur.Göl uzunluğu 63 km.dir. Bent rakımında gölün derinliği 100m, orta bölümde 60-80 m dir. Genişliği yukarı bölümde 1.000 m, bende yakın dar ve derin vadide birkaç yüz m dir.
Kaynak: Mesut ŞENER Nallıhan Kitabı Sarıyar evleri kerpiç ve damları topraktı. Geçim kaynakları hayvancılık ve tarımdı. Bu arada köye yerleşimle birlikte toprak işlenmeye başlanmış, yılgınlık alanlar kırılarak tarla haline yetirilmiştir. Köyde tarlalara geçişler Sakarya nehrinin üstüne yapılan ve bugün hala ayakları sağlam duran Annaç (karşı) tarlalarının geçişi yolu üzerine yapılan köprü ile sağlanmaktaydı. 1939 yılında meydana gelen ve köprünün ayaklarına kadar yükselen Sarıyar nehrinin taşmasıyla köprüyü sel alıp götürdü. Bundan sonra ise tarlaya geçişler Gemi diye adlandırılan sallarla yapılmaya başlanılır. Köylü yazın genellikle tarlalarda kalır ve tullukların üstlerinde yatarlardı. (Tulluk 4 ağaç direk dikilerek, üzeri toprakla kaplanan sıcak ve yağmurdan koruyan baraka)Tarlalar ise bugünkü şekilde yoğun olarak işlenmemektedir. İşlenmeme sebebi ise pazarlama sorunudur.
Köylü ürettiği üzüm veya domates ve sebzeyi toplar gün ağarmaya başlarken eşek ve katırlara yükler konvoy halinde yayan olarak çevrede bulunan Mudurnu, Nallıhan, Seben, Bolu pazarlarına götürür oralarda satarlardı. En uzak olan Bolu pazarına geliş ve gidiş üç günü bulmaktaydı. Ürettikleri malların pazarlanması tamamen hayvanlarla yapıldığından çoğu köylü iki tarlası varsa birini eker diğerini nadasa bırakırdı. Köyün tarlalarının büyük kısmında sulak tarlalar ve kıraç tarlalarda bağcılık yapılırdı. Yapıldığı seneler ikinci dünya savaş yıllarıdır. Şekerin bulunmadığı kıtlık yıllarıdır. Köylü şeker ihtiyacını bağlardan ürettiği pekmezden giderirlerdi. Hoşaflara şeker yerine pekmez katılır veya pekmez sulandırarak içilirdi.1950/1960’lı yılların ortalarında ise kamyonun köye girmesiyle pazara gidiş gelişler daha kolay hale gelmiştir.
O tarihlerde köyde terzi, ayakkabı, iki tane sinema salonu bulunmakta idi. Bunlardan biri Kenan Yücel diğeri Mustafa Özer tarafından işletilmekte idi. Halkın en büyük eğlencesi bu sinemalara gitmekti. 70’li yıllarda ve öncelerinde bu günkü oyuncaklar yoktu. Çocuklar kabaktan araba, patlıcana ise 4 çomak sokarak, çomaklardan semer yaparak pazara gider, yük taşırdı. Köyde ise çocuklar ve gençler arasında saklambaç, körebe, uzun eşek, çelikçomak, misket oynarlardı. Bayramda ise erkekler, kadınlar,genç ve oğlanlar, çocuklar en güzel giysilerini giyer büyüklerini ziyaret ettikten sonra Koca bahçede toplanılır, kendi aralarında oynarlardı. Televizyonun olmadığı zamanlarda bilhassa kış gecelerinde komşular radyosu olanların evinde toplanılır, radyo yayınlarından arkası yarın, radyo ve tiyatro programları büyük bir zevkle dinlenilirdi. Kadınlar toplanıp kızlarına çeyiz örerler, erkeklerde kahvehanede toplanırdı. Hazır giyimin olmadığı zamanlarda içlerine elde dokuma göğnekler giyerlerdi. Ayakkabı ise ilk önce kara lastik daha sonra laylondu.
Kaynak: Sarıyar Kasabası Fotoğraf Aykut İnce Kaynak: Ertunç Yılmaz ve Gürkan Kılıç