SERACILARIN SESİNE KULAK VERİN
Sarıyardada bir şeyler değişiyor.kahvede oturanlarda marul yüklü kamyonları gördükçe demekki yapınca ,çalışınca oluyormuş demeye başladılar.Evet bu karlı, kış gününde sarıyardada seracılar sezonun üçünçü ürününü toprağa dikmekle meşğuller.Daha önceki yazılarımda belirtmiştim.Sarıyarımızı seracılık yaparak canlandırabiliriz ve sarıyarda yılda üç defa ürün alabiliriz.Şu an Nallıhanın bir çok köyüne % 50 si devlet destekli sera verilmekte ve köylü vatandaşlar bu fırsattan yararlanmaktalar.
Bu gün olmasada yarın seracılarımız ısıtma sistemine geçeçekler inanıyorumki ürünleri daha erken yetiştirip pazara çıkaracaklar ve daha fazla kazanacaklar,topraklarımız değerlenecek keşke daha fazla sera ve seracımız olsada sarıyara daha fazla girdi sağlansa ve haliyle sarıyarın refah seviyesi yükselse en azından sarıyardan göçü durdursa diye düşünüyorum.
Bu sene seracılarımız yılda üç ürün almak için yoğun çapa sarf ediyorlar.Bakın bugün ocak ayının 20sinde25 inde seralarımıza sera başı 10. 000 adet kıvırcık marul dikiliyor bunlar mart ayının ortasında satılacak ve mart ayının 20-25 inde domates,biber ve salatalık çimlerini seralarımıza dikeceğiz .Üreticiler olarak biz çiftçiler elimizden gelen gayreti sarf ederek kendimiz ve dolayısı ile sarıyar için gerekeni yapıyoruz.Ekim ayından beride seralarımızı içme suyu ile sulamaktayız.
Düşünün 10 kilometre öteden 70 metre derinlikten gelen içme suyumuzu kullanıyoruz belediye’ye müracat ettik Seralarımıza kullanma suyu baraj suyu bağlansın masrafını seracılar olarak toplanıp ödeyelim dedik. Bu sene ilk defa seralarda kışında üretim yapılıyor masrafı seracılara ait olmak üzere bize araç yıkama yerinden su bağlansın diye müracatımızı yaptık ama hala belediye başkanından müspet bir yanıt alamadık.Barajın dibindeyiz suyumuz var ama kullanamıyoruz.Niye belediyenin çok işi var hem size suyu verirsek belki yarın başkalarıda ister .
İstesin kardeşim kim istiyorsa ver. Verki vadandaş üretim yapsın yapsınki sarıyar dolayısı ile ülkemiz kazansın. Soruyorum sizlere işi olmayan kışın suyu ne yapsın? bizde Beypazarı gibi olalım yaz kış üretim yapalım. Bizde kış mevsimindede havuç,turp,lahana,ıspanak, marul yetiştirelim var olan gürül, gürül hazır suyu kullanamıyoruz varmı böyle bir şey soruyorum sizlere!! Taaa ötelerden aymandan gelen suyu kullanıyoruz.Belediyemizin kepçesi var,borusu var hala su bağlanmıyor sebeb, sebeb yok!! un var şeker var ama helva yapamıyoruz!.Helvacıya sesleniyorum lütfen laf üretenin yanında deyil iş yapanın çalışanın icraat yapanın yanında ol,olki sarıyar kazansın.

A.DENİZOĞLU İLE BU HAFTA
BÖLGEMİZDE YABAN ÖRDEĞİ POPÜLASYONU
Bölgemiz bir çok göçmen kanatlı hayvanı barındırır. Gri balıkçıl, beyaz balıkçıl, gece balıkçılı, sazalık tavuğu, kara leylek, iri karabataklar, yaban ördekleri, akbablar, kartallar kuluçka dönemelerini yöremizde geçirirler. Bölgemizin en büyük kuş cenneti Çayırhan deltasıdır. Akıl almaz çeşitlikte kuş türleri burada mevcuttur.Av popilasyonu bakımından yaban ördeklerinin nerdeyse tümüne sahiptir,onbinlerce ördek sürüsünü bir arada görmek mümkündür.Beypazarı,Uşak bükü,kösebükü deltası adeta bir yabanördek cennetidir.
Avrupadaki avlaklarda sürekli yaban ördek avlarını seyrediyoruz,oralardaki avlaklarla burayı kıyasladığımızda buranın dünyanın en iyi av sahalarını barındırdığını görüyoruz Gökçekaya,süller köyü kuş cennetidir.Nisan aylarında kuluçkaya yatan karabatakların eşsiz manzarası görülmeye değer göl kenarında çam ormanlarının üzerinde yüzlerce dönüm araziye dağılmış onbinlerce kuşun kuluçkaya yattığını düşünün bölge kuş seslerinden geçilmiyor.
Yüzlerce dönüm çam ormanı kuşların dışkıları ile bembeyaz olmuş asit itiva eden dışkıları ile kurumuş beyaz ağaçların üzerinde siyah karabataklar arkasında yemyeşil çam ormanları aşagıda ise çok güzel bir göl yalçın kayalarla çevrili eşsiz bir doğa görüntüsü sunmakta. Süller köyü turizmcilerin hayran kalacağı bir doğa harikası.
Ayıların kuluçka dönemindeki kuşların yuvalarına çıkıp yumurta yemesini, domuzların göl kenarında sürüler halinde soğulcan aramasını Geyiklerin ekim aylarında göl vadisinde böğürtülerini dinlemek çok farklı bir olay
!!Neden burasıda dünyanın ,avrupanın en iyi avlak bölgesi olmasın.Yerli ve yabancı avcılara Milli Parklar,ve yaban hayatı koruma görevlileri gözetiminde av yaptırılsın.Bölgemiz domuz ,kızıl geyik,yaban koyunu ve yeni yapılmakta olan kuş gözlem istasyonu ile neden dünya av turizmine ev sahipliği yapmasın.Sarıyar,Gökçekaya,Nallıhan,Beypazarı korumalı av potansiyelinde dünyaya örnek olacak güce sahip ama tanıtım yetersiz.
BEYAZ SESSİZLİK
Evet kış geldi gidiyor derken bu hafta karla tanıştık,kar yağışını özlemiştik hafta ortasında Perşembe sabahı evden baktığımda kartal (sündüken dağları) beyaza bürünmüştü.Oh dedim nihayet kar bizede geldi.Sabah işe giderken hanıma dedim varmısın bu hafta sonu kar topu oynamaya gidelim kartala uzanalım karlara, çoçuklar gibi kar topu oynayalım.Cuma günü sarıyardada kar vardı ama sabaha bir şey kalmadı eridi.Cumartesi günü arabamıza binip iğdecik ,gürleyik,dinek sorkun üzerinden kartala ulaştık dağlar taşlar beyaza bürünmüş,doğa beyaz gelinliğini giymişti.Aracımızı müsait bir yere park ettikten sonra evden getirdiğimiz kuru odun ve nevalaleri indirip ateşimizi yaktık.Yanan ateşin kenarına çaydanlığı sürdüm çay suyu kaynasın şöyle karın üzerinde sıcacık çayı yudumlamak güzel olur dedim.Ateşin etrafına oturakları koyduk, Mangalımıza yanan korları koyduktan sonra ızgaraya sucukları döşedik meşe kömüründe sucukları ateşe şöyle bir gösterip çekiyordum ortalıga hoş bir koku ve duman kapladı pişen sucukları ekmek arasına koyup sıcak, sıcak servis yaptım.Çok kar vardı Yürürken ayak bileklerimize kadar kara gömülüyorduk ,biraz kartopu oynadık birazda yürüdükten sonra tavşan kanı çaylarıızı içtik güneş bir görünüp bir kayboluyordu.ara sıra geçen araçlar bize korna çalıyordu.Kar beyaz örtüsü ile her yeri kaplamış yumuşacık pamuk gibiydi her yer ne güzeldi.Çaylarımızıda içtikden sonra ateşimizi söndürüp,çöplerimizi toplayıp poşete koyarak eşyalarımızı topladık aracımıza bindik,radyoyu açtım başı duman pare pare yol ver dağlar yol ver bana türküsü eşliğinde sarıyara dogru yol alıyordum.
A.DENİZOĞLU İLE BU HAFTA
BUZ KIRANLAR!!
Şimdi sizlere sormak isterim ! içinizden hanginiz buzları kırıp balık yakalarsınız ? bu yakalama işide nasıl biliyormusunuz!! Durun isterseniz konuyu biraz açalım yıllar önce barajın dibinden santralın önüne kadar olan alanda balık tutma işini sarıyarda yaşayan hepimiz yapmışızdır hepimiz oralarda çok balık tutmuşuzdur.Ama kaçımız buralarda suların 2-3-5 santim buz tuttuğu zamanlarda ocak ,şubat aylarında o sularda balık avlamıştır. Evet bunu yapabilen birkaç deli çoçuktan biri 
Alaattin DENİZOĞLU diğerleri ise sadi YILDIRIM ,Kamil ÖZTÜRK,ve Ömer BELEN 61 kuşağı çoçukları bunu en iyi yapanlardı.Sadi arkadaşım barajın dibinde,Boğazda,Gökleraltında,Ebenin kıyıda ve Santralın önünde hangi kayanın altında balık olur,hangi sazlıklarda balık bulunur ,hangi söğütün dibi boş her yeri avucunun içi gibi bilirdi.Suya girdiği zaman eli boş çıkmazdı kesin gömüldüğü her yerden eli balıkla dönerdi.Sadi YILDIRIM’ın balık ve balıkçılık konularında çok anıları vardır.İşte yukarıda saydığımız 61 kuşagı çoçukları ne hikmetse kışın buzları kırar buzların altında bulunan balıkları elleri ile yakalarlardı.O zaman hastalıklarmı yoktu yoksa bizmi hasta olmazdık bilmiyorum.buzlu suya giriyoruz eller ayaklar kıpkırmızı oluyordu balıkları avucumuza alır ama tutup çıkaramazdık ellerimiz kavuşmazdı o zamanlar o sazanlar kamışların arasında iri, irilerdi en büyük balığı kim tutacak yarış yapardık dışardaki arkadaşlar bize ateş yakarlardı.Ateşin yanına gelince vücudumuz sızım sızım sızlardı.Arkadaşlar balıkları orada temizler hemen ateşin üstünde közlerler di biz ise soğuktan ellerimizi ayaklarımızı ateşin içine sokasımız gelirdi.vücudumuzdan dumanlar yükselirdi soğuktan gözlerimiz yaşarır ağlıyacak hale gelirdik yeter artık girmiyeceğiz desekte ertesi gün gene girerdik.Ama kıyıya attığımız sazanların zıplaması suda o balıkları okşayıp yakalaması balıkların sazlıklarda kamışları oynatması yatırması görüntüsü her şeye bedeldi. İşte bu 61 kuşağı çoçuklarından sonra bu işi yapabilen sanırım pek olmadı sadece Fikret KAVAK, Salim YILDIRIM ve Şevki BELEN yaptılar onlardan sonrada BUZ KIRANLAR mazide anılarda kaldı.
A.DENİZOĞLU İLE BU HAFTA
YÖREMİZDE DOMUZ VE DOMUZ AVCILIĞI
Nallıhan bölgesi ülkemizin av turizminde Avrupada en gözde domuz ve kızıl geyik avının tercih edildiği bölgelerimizden biri, çünkü trope değeri çok büyük domuzlar ve boynuz büyüklüğü en iyi olan geyiklere sahip bir bölgedir. Bölgemizde Milli Parkların çabaları sayesinde korumacı avcılık hızla gelişmiş dünyaya örnek olmuş avlak bölgelerine sahiptir. Amerikalılar, Almanlar, Macarlar ve daha birçok yabancı avcılar bölgemizi tercih etmekte çünkü domuzların trope değeri olan diş boylarının rekor derecede olup tescillenmesidir.
Bölgemizdeki domuzları ve yaşam biçimlerine bir göz atalım. Domuzlar kalabalık sürüler halinde yaşarlar. Sürüye liderlik yapan yaşlı domuzlar, genç erkekler, dişiler ve küçük yavrular vardır. Erkeklerin kafasının yanlarından dışarıya çıkan çok keskin dişleri vardır. En büyük silahları bunlardır. Çoban ve av köpeklerini bu dişlerle paramparça edip öldürürler. Yaralı domuz çok tehlikelidir. İnsana saldırdığında bacakları bıçak gibi doğrar ve kemikleri kırabilir. Siz siz olun yaralı bir domuza asla yanaşmayın.
Dişi domuzlar yaşlarına göre yavru yaparlar. Bir yaşında olan bir yavru, iki yaşında olan iki yavru, yaşlılar ise on yavru yapabilirler. Yavrular çok sevimlidirler. Zebra gibi beyaz çizgi desenlere sahiptirler. Çok kolay evcilleşebilirler. Yedikleri; ot kökleri (yumrular), mantar, böcek, yumurta, solucan, meşe pelitleri, her türlü meyve ve sebze çeşitleri, böğürtlen hatta ölmüş hayvan leşleri ile beslenirler. Kendi pisliklerini yerler. Sonderece zararlı ve o kadarda faydalıdırlar.
Zararları; tarlalarda başaklar olmaya başladığı zaman ürünü talan eder. Bahçelere girer ne bulursa; kabak, salatalık, mısır, domates, pancar akıllara gelebilecek her şeyi yer talan eder. Avrupadaki çiftçilerin hakları korunup ve zararları karşılanmaktadır. Ülkemizde böyle bir uyğulama yoktur. Faydaları ise; ormanda toprağı havalandırır, ağaç tohumlarının toprağa karışmasını sağlar. Ormanın orman olmasındaki en büyük etkiye sahip hayvanların başında gelir.
Son zamanlarda Milli Parklar ve yaban hayvanlarını koruma müdürlüğü domuz popilasyonunda azalma tespit etmiş ve sürek avını yasaklayıp bireysel avcılığı serbest bırakmıştır.
SARIYAR.TC
Sariyar.tc sariyarli.net e altarnatif olarak ,Sarıyar kasabamız için isim hakkı alındı.Yeni sitemiz hazırlanıp sizlerin beyenisine sunulacak.
Bu sitenin yayınında katkıda bulunabilecek arkadaşlarımıza editörlük yetkisi verilecek.
Sariyarli.net e öz eleştiri yapan hemşerilerimize daha iyi bir sitenin yayınını yapabilmeleri için fırsat da vermiş olcagız.Bu sayede sarıyarımız için en iyi site yapılmış olacak
Sariyarli.net Galip Demirtaş ın serverinden yayın yapmakta.
Sariyar.tc ise sarıyarlı bir işadamı hemşerimizin serverinden yayınına başlayacak Teknik destek benim tarafından sağlanacak.
Gelişmeleri sizlere duyuracağım
A.DENİZOĞLU İLE BU HAFTA
BÖLGEMİZDEKİ MANTARLAR..
Evet bugün sizlere bölgemizde bulunan mantarlar hakkında bilgiler sunmaya çalışacagız.Mantarlar nemli ve rutubetli ortamlarda yetişirler,yeryüzünde binlerce çeşidi vardır.Yenilmiyen zehirli mantarlar,etli mantarlar, mikro organizma mantarlar doğada bir çok türü olan bu mantarlar çevremizde bahar ve son bahar aylarında yetişirler.
Halkımızın en çok ragbet ettiği mantar türlerinden bazılarını kısaca anlatalım.Yöremizde en çok yetişen yarım kulak mantarı dikenli bir ot olan bitkinin kurumuş kökünde oluşur.Kahverenginde olup iç sipoları kirli beyazdır,en çok ragbet edilen mantar türüdür.Adı üzerinde yarım kulak tam yuvarlak değildir.İnsan kulağını andırır.
Karakız mantarı çamlık ve meşelik ormanlarda olur,çam pürçüklerinin çürümüş kalıntılarında yetişir. Gri renktedir sporları kirli beyazdır.Kanlıca mantarı yöre halkı tarafından çok beğenilen çam ve meşe ormanlarında çürümüş çam pürçükleri altında yetişir rengi hardal ve iç sporları turuncudur,çok hoş bir lezzete sahiptir.Çok yenildiği taktirde insan idrarına kırmızı bir renk verir,ilk defa yiyenler bu olaydan çok korku duyarlar oysaki korkulacak bir durum yoktur.
Dünyanın en değerli mantarı dolaman mantarı yöremizde yetişir.Bu mantarı bulmak için üstün bir beceri gerekir,çünkü topragın altındadır ve görülmez.Küçük papatyaya benzer bir otun yetiştiği bölgede olur.Bu otun olmadıgı yerde kesinlikle olmaz.mantar bulunduğu alandaki toprağı hafif kabartır ve çatlatır,patates biçimindedir.Avrupada bu mantarı bulmak için yarışmalar düzenlenir.Domuz ve köpekler eğitilerek dedektör görevi görülerek bulunur dünyanın en pahalı mantarıdır.
Başka yerlerde pek yenilmiyen bizim yöremizde beğenilerek yenilen kavak mantarı çürümüş veya kurumuş kavak üzerinde yetişirler ve çok hızlı büyürler birkaç kiloya ulaşırlar.Ateşte, közde ve pişirmesi hatta kızartılarak yemesi güzeldir.Ayrıca yöremizde yetişen ve Sarıyar beldemizde sevilerek yenilen bir başka mantarda dut mantarıdır.Bunun haricinde bölgemizde meşe mantarı,kuzu göbeği,içi morca,çimen mantarı ,dil buran mantarıda yetişir.Bu bilgilerden sonra şunu hatırlatma gereği duyuyorum mantarı herkes toplayamaz mantarı bilen uzman kişlerce ve yaşlılarımıza sorarak toplamalı ve yemeliyiz.Çünkü mantar zehirlenmesi geriye dönüşü olmayan bir zehir türüdür kurtuluşu olmaz
A.DENİZOĞLU İLE BU HAFTA
Karabasan gibi son on yılda her geçen sene sayıları on binlere,elli hata belkide yüz binlere kadar çoğalan bu istilacı kuşlar karabataklar.İlk bu göle gelişleri ırak kuveyt savaşı sonrasında körfezden göç yollarını ülkemize çevirip sarıyar baraj gölünde yaşam bulmalarıyla başladı.Suyun on –onbeş hatta yirmi metre derinliklerine dalabilen bu kuşlar sürüler halinde dalış yapıp balıkları avlamaktalar. 500 gramlık balıkları bile yutabilen kursakları vardır,her birinin günlük 300-400 gram balık yediğini düşünürsek 50 000 kuş günlük 15 ton balığımızı yemekte evet yanlış okumadınız bu kuşlar her gün ortalama 15 ton balıgımızı yayın,sazan yavrularını istakozları,yengeçleri talan etmekte olan bu kuşlar doğaya büyük zarar vermektedir.Çok basit bir hesap yapalım günlük ortalama 5 ton balık yeseler aylık 150 ton balık yok oluyor,akşamları tünedikleri onlarca dönüm çamlık arazi bu hayvanların dışkılarındaki asit artıkları yüzünden kurumuştur.Birde bu dışkılarını göle bırakıyorlar suya verdikleri zararı bilmiyoruz.Bu kuşları incelemek için Doğa bilimcilerini sarıyar gölümüze davet ediyoruz .







